Şirket Tasfiyesi ve Kapanış İşlemleri: Karardan Sicilden Terkine Adım Adım Süreç

Şirket tasfiyesi nasıl yapılır? Tasfiye kararı, tasfiye memuru, alacaklılara çağrı, tasfiye bilançosu, vergi ve SGK kapanışı adım adım açıklanıyor.

Şirket tasfiyesi, faaliyetin durdurulmasından ibaret bir işlem değil; alacakların tahsil edildiği, borçların ödendiği, varlıkların paraya çevrildiği ve kalan değerin ortaklara dağıtılmasının ardından tüzel kişiliğin sona erdiği hukuki bir süreçtir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun tasfiyeye ilişkin hükümleri ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun tasfiye dönemine ilişkin düzenlemeleri bu süreçte birlikte yürür. Aşağıda tasfiye kararından ticaret sicilinden terkine kadar izlenen adımlar sırasıyla ele alınmaktadır.

Tasfiye hangi hâllerde gündeme gelir?

Anonim şirketlerde sona erme sebepleri TTK'nın 529. maddesinde, limited şirketlerde 636. maddesinde sayılmıştır. Esas sözleşmede öngörülen sürenin dolması, işletme konusunun gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesi, esas sözleşmede öngörülen bir sona erme sebebinin ortaya çıkması, genel kurul ya da ortaklar kurulu kararı ve iflasın açılması bunların başlıcalarıdır. Uygulamada en sık karşılaşılan hâl, ortakların iradesiyle alınan sona erme kararıdır.

Sona erme her zaman tasfiyeyi gerektirmez. Birleşme, tam bölünme ve tür değiştirme hâllerinde şirket tasfiyesiz sona erer; malvarlığı bütün hâlinde devralan şirkete geçer. İflas hâlinde ise tasfiye, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre iflas idaresi eliyle yürütülür. Bu yazının konusu, ortakların kararıyla başlayan iradi tasfiyedir.

Şahıs işletmelerinde tasfiye kurumu bulunmaz. Gerçek kişi mükellefiyetinde süreç; işi bırakma bildirimi, kalan stok ve demirbaşların değerlendirilmesi, son beyannameler ve ticaret sicili ile oda kaydının silinmesinden ibarettir.

Tasfiye kararı, tescil ve unvan

İradi tasfiye, genel kurulun veya limited şirketlerde ortaklar kurulunun kararıyla başlar. Kararın kanunda ve esas sözleşmede aranan toplantı ve karar nisaplarına uygun biçimde alınması, anonim şirketlerde genel kurulun usulüne uygun toplanması gerekir. Karar ticaret sicilinde tescil ve ilan edilir; Bursa'da faaliyet gösteren şirketler için bu işlem Bursa Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde ve MERSİS üzerinden yürütülür.

Tescille birlikte şirketin unvanına "Tasfiye Hâlinde" ibaresi eklenir ve bu ibare tasfiye boyunca düzenlenen faturalarda, sözleşmelerde ve yazışmalarda kullanılır. Şirketin organları varlığını korur; ancak yönetim yetkisi tasfiye amacıyla sınırlanır.

Tasfiyeye giriş, bağlı bulunulan vergi dairesine de bildirilir. Osmangazi'de faaliyet gösteren bir şirket için bildirimin muhatabı, mükellefiyetin tesis edildiği vergi dairesidir. Bildirim ve tescil işlemlerine ilişkin süreler yürürlükteki mevzuatta belirlenmiştir; gecikme, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamında usulsüzlük cezası riski doğurur.

Tasfiye memuru: atanması, yetkileri, sorumluluğu

Esas sözleşmede veya genel kurul kararında aksi öngörülmemişse tasfiye işlemleri, yönetim kurulu üyeleri, limited şirketlerde ise müdürler tarafından tasfiye memuru sıfatıyla yürütülür (TTK m.536). Tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması aranır. Atama ve temsil yetkisi tescil ve ilan edilir.

Tasfiye memurunun görevi tasfiye amacıyla sınırlıdır: devam eden işleri tamamlamak, alacakları tahsil etmek, borçları ödemek, varlıkları paraya çevirmek ve kalan değeri dağıtmak. Bu amacın dışında yeni ticari işlere girişilemez. Taşınmazların satışında TTK'nın öngördüğü usule uyulması, yani kural olarak açık artırma yapılması, genel kurulun aksi yönde kararı varsa pazarlık usulünün uygulanması gerekir.

Sorumluluk boyutu hafife alınmamalıdır. 6183 sayılı Kanun'un tasfiye memurlarına ilişkin hükümleri uyarınca, kamu alacakları ayrılmadan ortaklara dağıtım yapılması hâlinde tasfiye memurları şahsen sorumlu tutulabilir. Kurumlar Vergisi Kanunu da tasfiye memurlarını tasfiyeye ilişkin vergilerin aslı ve cezalarından sorumlu kılar; ödenen tutarlar bakımından ortaklara rücu hakkı saklıdır.

Alacaklılara çağrı ve bekleme süresi

Tasfiyenin en çok gözden kaçan yönü, alacaklılara yapılan çağrı ve bunu izleyen bekleme süresidir. TTK'nın 541. maddesi uyarınca alacaklılar, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ve varsa şirketin internet sitesinde birer hafta arayla üç defa yapılan ilanla alacaklarını bildirmeye çağrılır. Bilinen alacaklılara ayrıca bildirim yapılır; başvurmayan bilinen alacaklıların alacakları notere tevdi edilir.

Kalan varlık, üçüncü ilan tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe ortaklara dağıtılamaz. Alacaklılar bakımından tehlike bulunmadığı anlaşılan hâllerde mahkemenin izniyle daha kısa bir süre söz konusu olabilir; kanun bu ihtimalde altı aylık bir süreye işaret eder. Dolayısıyla "şirketi bu ay kapatalım" beklentisi çoğu durumda karşılanamaz.

İlanların yapıldığını gösteren gazete nüshaları, tevdi belgeleri ve alacaklılarla yapılan mutabakatlar tasfiye dosyasında saklanmalıdır. Bu belgeler hem sicilden terkin aşamasında hem de sonraki bir vergi incelemesinde delil değeri taşır.

Tasfiye başlangıcı envanteri ve bilançosu

Tasfiye memurları görevlerine başladıklarında, şirketin tasfiyeye giriş tarihindeki durumunu gösteren bir envanter ve bilanço düzenler; bu belgeler genel kurulun onayına sunulur (TTK m.540). Söz konusu bilanço hem ticaret hukuku hem de vergi hukuku bakımından sürecin başlangıç noktasıdır; çünkü kurumlar vergisi açısından tasfiye kârı, dönem sonu ve dönem başı servet değerlerinin karşılaştırılmasıyla bulunur.

Bu aşamada şüpheli hâle gelmiş alacaklar, stok sayım farkları, kullanılmayan demirbaşlar, ortaklar cari hesabı, kıdem tazminatı yükümlülükleri ve devam eden dava ile icra dosyaları gözden geçirilir. Tasfiye süresince muhasebe kayıtları olağan düzende tutulmaya devam eder; e-defter ve e-belge yükümlüsü şirketlerde berat yükleme takvimi tasfiye dönemlerine göre yeniden planlanır.

Tasfiye dönemleri ve kurumlar vergisi beyannameleri

Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17. maddesi, tasfiyeye giren kurumlarda hesap dönemi yerine tasfiye dönemini esas alır. Tasfiyeye giriş tarihinden takvim yılı sonuna kadar olan süre bir tasfiye dönemi sayılır; tasfiye birden fazla yıla sarkarsa her takvim yılı ayrı bir dönem oluşturur ve son dönem tasfiyenin bittiği tarihte kapanır.

Her tasfiye dönemi için ayrı beyanname verilir; beyan ve ödeme süreleri yürürlükteki mevzuatta belirlenmiştir. Tasfiye süresince katma değer vergisi, muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile damga vergisi gibi diğer yükümlülükler de devam eder. Geçici vergi mükellefiyetinin tasfiye dönemlerinde nasıl uygulanacağı idari düzenlemelerle belirlendiğinden, mükellefiyet kayıtları tasfiye kararının tescili ile birlikte gözden geçirilmelidir.

Tasfiye kârı, dönem sonu servet değerinin dönem başı servet değerini aşan kısmıdır; ortaklara tasfiye sürecinde yapılan ödemeler ile ortakların şirkete koyduğu değerler bu hesaplamada dikkate alınır. Tasfiye memurları, beyannamenin verilmesinin ardından tasfiye işlemlerinin incelenmesini talep edebilir; inceleme sonuçlanıncaya kadar sorumluluk devam eder.

Katma değer vergisi, stoklar ve demirbaşlar

Tasfiye sonunda işletmede stok veya amortismana tabi iktisadi kıymet kalmaması esastır. Bu kıymetlerin üçüncü kişilere satılması yerine ortaklara devredilmesi hâlinde işlem, 3065 sayılı Kanun bakımından teslim sayılır; emsal bedel üzerinden fatura düzenlenir ve katma değer vergisi hesaplanır. Kurumlar vergisi yönünden de aynı bedel esas alınır.

Sonraki döneme devreden ve indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisi, tasfiye nedeniyle kural olarak iade edilmez. Bu nedenle stokların ve duran varlıkların elden çıkarılma zamanlaması, devreden KDV'nin kullanılabilmesi açısından tasfiyenin başında planlanmalıdır.

Ortaklar cari hesabı da bu aşamada kapatılmalıdır. Ortaklardan alacak ya da ortaklara borç bakiyeleri, örtülü kazanç dağıtımı ve transfer fiyatlandırması yönünden değerlendirmeye konu olabildiğinden, bakiyelerin dayanağı ve kapatılma şekli belgeye bağlanmalıdır.

SGK ve iş hukuku kapanışı

Faaliyetin sona ermesi, iş sözleşmelerinin işveren tarafından feshi anlamına gelir. Bu fesihte 4857 sayılı Kanun'un ihbar sürelerine ve 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki kıdem tazminatı koşullarına uyulur; kullanılmayan yıllık izin ücretleri de hesaba dâhil edilir. Kanunda belirlenen sayı ve süre ölçütleri aşılıyorsa toplu işçi çıkarma bildirimi yapılması gerekir.

Sigortalı işten ayrılış bildirgeleri, ilgili döneme ait prim bildirimleri ve işyerinin kapanışına ilişkin bildirim 5510 sayılı Kanun çerçevesinde SGK'ya iletilir. Varsa alt işveren dosyaları ile devam eden ihale veya inşaat işlerine ilişkin dosyalar için ilişiksizlik belgesi süreci ayrıca yürütülür.

Ticaret sicilinden terkin aşamasında vergi dairesi ve SGK kayıtlarının kapanmaya elverişli olması aranır. Ödenmemiş prim borcu veya kapatılmamış bir işyeri dosyası, tasfiyenin sonuçlanmasını geciktiren en yaygın sebeplerdendir.

Tasfiye adımlarının özeti

Aşağıdaki tablo, sürecin hangi adımının hangi kurum nezdinde ve hangi düzenlemeye dayanılarak yürütüldüğünü topluca göstermektedir. Tablo bir sıralama önerisi değil, yükümlülüklerin kurumlara göre dağılımını gösteren bir kontrol listesidir.

AşamaYapılan işlemMuhatapBaşlıca dayanak
KararGenel kurul veya ortaklar kurulunun sona erme kararıŞirket organları6102 TTK m.529, m.636
TescilKararın ve tasfiye memurunun tescili, unvana ibare eklenmesiTicaret sicili, MERSİS6102 TTK m.532-533, m.536
BildirimTasfiyeye girişin vergi dairesine bildirilmesiGİB / bağlı vergi dairesi213 VUK
ÇağrıÜç ilanla alacaklılara çağrı ve bekleme süresiTürkiye Ticaret Sicili Gazetesi6102 TTK m.541, m.543
EnvanterTasfiye başlangıcı envanteri ve bilançosunun onaya sunulmasıGenel kurul6102 TTK m.540
BeyanTasfiye dönemi beyannameleri, KDV ve muhtasar yükümlülükleriGİB5520 KVK m.17, 3065 KDVK
İstihdamFesih, kıdem ve ihbar, işten ayrılış ve kapanış bildirimleriSGK4857, 1475 m.14, 5510
DağıtımKesin bilanço, tasfiye artığının dağıtımı ve tevkifatGenel kurul, GİB6102 TTK m.543, 193 GVK m.94
TerkinSicilden silinme ve defterlerin tevdiiTicaret sicili6102 TTK m.545, m.82

Tasfiye sonu bilançosu, artığın dağıtımı ve tevkifat

Borçlar ödendikten ve varlıklar paraya çevrildikten sonra tasfiye memuru kesin tasfiye bilançosunu ve hesabını düzenleyerek genel kurulun onayına sunar. Onayla birlikte tasfiye memurunun ibrası ve kalan değerin ortaklara dağıtımı gündeme gelir. Dağıtımda önce ödenmiş sermaye, ardından varsa imtiyazlar gözetilerek tasfiye artığı dikkate alınır.

Vergisel açıdan kritik nokta şudur: tasfiye artığının ödenmiş sermayeyi aşan, geçmiş yıl kârlarından ve yedeklerden kaynaklanan kısmı kâr dağıtımı hükmündedir. Bu kısım üzerinden 193 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile 5520 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca yürürlükteki oranda tevkifat yapılır ve muhtasar beyanname ile beyan edilir. Gerçek kişi ortaklar bakımından ayrıca beyan yükümlülüğü doğabilir.

Geçmiş yıl kârlarının veya yedeklerin daha önce sermayeye eklenmiş olması hâlinde, bu tutarların tasfiyede dağıtımının kâr dağıtımı sayılıp sayılmayacağı idari görüşler ile yargı kararlarında farklı değerlendirilebilmektedir. Bu nedenle sermaye yapısının geçmişi, dağıtımdan önce kalem kalem incelenmelidir.

Sicilden terkin ve sonrasında ne olur?

Dağıtımın tamamlanmasının ardından tasfiye memuru şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eder; terkin tescil ve ilan edilir, tüzel kişilik bu anda sona erer. Vergi dairesi nezdinde ise kapanış yoklaması yapılır, defter ve belgeler ibraz edilir ve mükellefiyet kaydı kapatılır.

Terkin, belgelerin ortadan kalkması anlamına gelmez. Ticari defter ve belgeler TTK uyarınca on yıl saklanır; terkinden sonra bu belgeler saklanmak üzere sicil müdürlüğüne tevdi edilir. Vergi Usul Kanunu'nun muhafaza ve ibraz yükümlülüğü de kendi süresi içinde geçerliliğini korur. Zamanaşımı süresi dolmadan yapılacak bir inceleme, tasfiye memurları ve kanuni temsilciler bakımından sonuç doğurabilir.

Terkinden sonra dağıtılmamış bir malvarlığı ortaya çıkar ya da tamamlanması gereken bir işlem kalırsa, TTK'nın ek tasfiyeye ilişkin hükümleri uyarınca mahkemeden şirketin yeniden tescili istenebilir. Tasfiyeden dönme ise, kalan varlığın dağıtımına başlanmamış olması koşuluyla genel kurul kararıyla mümkündür.

Uygulamada sık karşılaşılan aksaklıklar

  • İlan sürelerini ve bekleme süresini tamamlamadan ortaklara ödeme yapılması.
  • Unvandaki "Tasfiye Hâlinde" ibaresinin faturalarda ve sözleşmelerde kullanılmaması.
  • Devreden katma değer vergisinin planlanmaması, stokların son anda değerlendirilmeye çalışılması.
  • Ortaklar cari hesabının belgeye dayanmayan kayıtlarla kapatılması.
  • Kefaletlerin, teminat mektuplarının, kira, abonelik ve lisans sözleşmelerinin sonlandırılmaması.
  • Alt işveren veya inşaat işi dosyalarının SGK'da açık bırakılması.
  • E-defter berat yükleme takviminin tasfiye dönemlerine göre güncellenmemesi.

Bu aksaklıkların ortak yanı, tasfiye kararı alındıktan sonra fark edilmeleri hâlinde süreci aylarca uzatmalarıdır. Karar öncesinde yapılacak bir ön değerlendirme, takvimin öngörülebilir olmasını sağlar.

Sık sorulanlar

Tasfiye ne kadar sürer?

Süre, alacaklılara çağrı ilanları ve bunu izleyen bekleme süresiyle doğrudan bağlantılıdır. Kanun, kalan varlığın üçüncü ilandan itibaren bir yıl geçmeden dağıtılamayacağını öngörür; alacaklılar bakımından tehlike bulunmayan hâllerde mahkeme izniyle daha kısa bir süre söz konusu olabilir. Alacak ve borç yapısının karmaşıklığı, devam eden davalar ve varlık satışları takvimi ayrıca etkiler.

Tasfiye hâlindeki şirket faaliyet gösterebilir mi?

Şirket tasfiye amacıyla sınırlı olarak işlem yapabilir; devam eden işlerini tamamlar, üstlendiği teslim ve hizmetlerin gereğini yerine getirir. Yeni ticari işlere girişilmesi kural olarak mümkün değildir. Buna karşılık mükellefiyet devam ettiğinden beyanname ve bildirim yükümlülükleri aksatılmamalıdır.

Tasfiye kararından dönmek mümkün müdür?

Kalan varlığın ortaklara dağıtımına başlanmamışsa genel kurul kararıyla tasfiyeden dönülebilir; bu karar da tescil ve ilan edilir. Dönüş kararı vergi dairesine bildirilir ve dönem ayrımları buna göre yeniden belirlenir.

Borçlarını ödemeye yetmeyen bir şirket tasfiye edilebilir mi?

Tasfiye, borçların ödenebildiği durumlar için düzenlenmiş bir yoldur. Şirketin borca batık olduğu anlaşılırsa TTK'nın sermaye kaybı ve borca batıklığa ilişkin hükümleri ile İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde farklı bir yol izlenmesi gerekir; bu durumda süreç iflas tasfiyesine döner.

Terkinden sonra vergi incelemesi yapılabilir mi?

Evet. Zamanaşımı süresi içinde tasfiye dönemlerine ilişkin inceleme yapılabilir. Tasfiye memurlarının ve kanuni temsilcilerin sorumluluğuna ilişkin hükümler bu nedenle terkinden sonra da önemini korur; defter, belge ve tasfiye dosyasının eksiksiz saklanması gerekir.

Şahıs işletmesinde tasfiye yapılır mı?

Hayır. Gerçek kişi mükellefiyetinde tasfiye dönemi kavramı bulunmaz. Süreç, işi bırakma bildirimi, kalan stok ve demirbaşların değerlendirilmesi, son beyannamelerin verilmesi ile sicil ve oda kaydının silinmesinden oluşur.

Süreci planlarken

Tasfiye; ticaret hukuku, vergi ve sosyal güvenlik boyutlarının aynı takvimde yürüdüğü bir süreçtir ve adımların sırası kadar zamanlaması da sonucu etkiler. Bursa ve Osmangazi'de faaliyet gösteren şirketlerin tasfiye ve kapanış işlemlerine ilişkin sorularını değerlendirmek için iletişim sayfasındaki bilgiler kullanılabilir.